PARADİGMA / DEĞİŞİM RÜZGARI
VAROLMANIN VE KALICILIĞIN ARAYIŞI İÇİNDEYıZ VE BU NOKTADA YARATICI'YA VE O'NUN ANLAMINI ALGILAMAYA OLAN İHTİYACIMIZ DORUKTA.. ÖYLEYSE, DEĞİŞMEK ZORUNDA DEĞİLMİYİZ?
 
"Uzayın dışında bir uzayın varolduğu düşünülemez, fizik açısından böyle bir dış olmaz. Öyleyse, EVRENİMİZıN ÖTESİNDE, ÇOK DAHA KARMAŞIK "BİR ŞEY"İN VAROLDUĞUNU ileri sürebiliriz.. J.GUITTON"
 
       Dünya adını taktığımız bu gezegen yaklaşık beş milyar yaşındadır, bu süre içinde gezegensel sayısız değişim ve dönüşüm yaşamı hücresel düzeyden bilinçli insana kadar getirdi. Bütün bu değişim ve dönüşümler Kaos'un düzenli yapısı sonucunda gerçekleştiler, gezegenimiz kendi bilinci içinde doğasıyla bütünleşerek varlığını korumayı hep başardı, bu bağlamda belki dev dinozorlar doğasal uyumsuzlukları yüzünden yokoldular. Ya da ınsanın yaşaması için onların olmaması gerekliydi, eğer öyle olduysa bu karar ancak milyonlarca yıl geçtikten sonra verildi ve doğanın kararıydı. Şimdi, sadece birkaç bin yıldır bilinçli olan bizler, kendimizi gezegenin sahibi sanıyoruz. Oysa bir anda kendimizi yok edebiliriz veya doğa bizi bir anda gezegenden silebilir hatta yerküre üzerindeki tüm canlı yaşam bir anda ortadan kalkabilir. Bu hiçbirşeyi değiştirmez, kozmik takvim çok uzun olduğundan birkaç milyon yıl sonra yaşam tekrar filizlenip, bir başka şekilde, değişik bir formda veya türde yeniden ortaya muhakkak çıkacak ve arkasından da evrim başlayacaktır. Ama o yaşam, artık biz olmayız.
 
Dünyayı değil, ancak kendimizi yok edebiliriz..
       Sadece bir yüzyıl önce hiçbir teknolojiye sahip değildik, milyon yıl önce ise hiç yoktuk, gezegenimizin zamansal ritmine göre şu anda bile yok sayılırız, sanki yüz yıllık bir otele bir kaç dakika için uğramış bir ziyaretçi gibiyiz. Tüm inançlarımız, teknolojimiz, her tür iddiamız bir anda geçersiz ve anlamsız olabilirler ve o anda bütün bunlar hiçbir işimize yaramayacaktır. Yeni Çağ anlayışına göre, ınsanoğlu dünya için tehlikeli olamaz, tehlike bize bizden yöneliktir, ne dünyayı kurtarabiliriz (Neye inanırsak inanalım veya istediğimiz kadar yüksek teknolojimiz olsun, hiç farketmez..), ne de dünyayı yok edebiliriz, sadece kendimizi kurtarabilir veya yok ederiz..
 
Bilinç Devrimi'ne doğru
       Önümüzde PARADıGMA dönemi var, bu sözcük değişimin simgesi, daha da doğrusu bilimsel değişimin yeni bir tanımı, dünyayı çok daha geniş bir biçimde algılamayı ve makro bir mantığı ifade ediyor, Paradigma dev bilinç değişimlerinin bilimsel kavşak noktalarını gösteriyor. Darwin Kuramı, Atom'un keşfi gibi... Bunlar önemli Paradigma kavşaklarıydılar, Ay'a iniş ve Quantum Mekaniği daha küçük Paradigmalar oldular. Şimdi Kozmos'un farkındayız, Kozmos'u görüyoruz, Kaos'un temposuna ayak uydurabilirsek ve Yeni Çağ simgeselliği altındaki BıLıNÇ DEVRıMı'ni gerçekleştirebilirsek daha bir süre varolabiliriz, yani şu anki Paradigma'yı başarırsak gelecek varolabilir. Kaos yeni Paradigmaları yolumuza çıkarıncaya kadar..
 
Kozmik Zeka'yı düşlemek..
       Ama, Paradigmaların ötesi aslında yok ama bu ötesizlik bilinmeyen bir varoluşun bize göre olan yokluğudur, yani Ölüm Paradigması'nın asla bilinemeyeceği örneğinde olduğu gibi, Evren'nin Paradigmasız algılanmasının mümkün olamayacağı gibi.. Kısacası, bilinmeyeni hiç bilemeyeceğiz çünkü Kaos Kuramı'nda olduğu gibi, evren bilinmeyen sansuz olasılıklarla dolu olmalı, niteliği ve niceliği yönünden geleceğinin tahmin edilmesi mümkün değil, belki yarın veya gelecek hafta yanılgı oranları saklı kalmak kaydıyla tahmin edebilir ama ötesi asla.. Asla hiçbir zaman bilemeyeceğiz, gerek metafizik, gerekse bilimsel tüm inançlarımız ve bilgimiz küçücük Paradigmalardan ibaret, gerçek bunun çok ötesinde ve o gerçek tek değil.        Sadece hissederek düşünebiliriz ki tek olan ancak bir KOZMıK BıLıNÇ olabilir, yani tüm Paradigmaları ve ötelerini kapsayan kozmik bir zekayı düşleyebiliriz. Adını neye inanıyorsanız ona göre koyun, O'nun için hiç farketmeyecektir ve böylesine algılanamaz,
 
Kozmos'un dikkatini çekmek uğruna..
       O'nun yüksek bir bilincin kozmik sonsuzluğu içersinde, yok denecek kadar kısa bir anda varolan tüm ınsanlığı, insansal modellerle değerlendireceğini acaba düşünmeli miyiz? Dünyada yasak olan şarapların aktığı cennetlerimiz, kamçılı şeytan gardiyanların beklediği cehennemlerimiz, ruhların eğitim gördükleri ruhsal sınıfların ve yeniden doğma taleplerinin cevaplandırıldığı büroların bulunduğu astral boyutlarımız, cezaların ve ödüllerin dağıtıldığı öte alem mahkemelerimiz ve bütün benzer modellerimiz algılayamadığımız bir sonsuzluğa, bir BAŞKA VAROLUŞA GıDEN bir yok oluşa ve zamansızlığa karşı düşünebildiğimiz birkaç insansı önlemden başka birşey olmayabilir. Çok kısacası, bugünkü beyinsel ve fiziksel kapasitemizle ve de ruhsal yeterliliğimizle ötesini anlamamız mümkün değildir, belki Yeni Çağ'ı yakalayabilirsek ve o andan sonra devamını istiyorsak, biraz daha geniş bir algı düzeyine ulaşabiliriz, belki o zaman başka gezegenlerimiz olur ve belki daha ötede milyonlarca yıl yaşayabilme başarısını göstermiş bir varlık olarak, sonsuz Kozmos'un dikkatini çekebiliriz..
 
Metarealizm'in doğuşu,.
       Ama bu ne demektir? Dikkatini çekeceğimiz şey nedir? Ve, dikkat çekilince ne olacaktır? Bilmiyoruz, hatta hiçbir fikrimiz yok. Tüm zekamıza, bilgimize rağmen en ufak bir fikrimiz dahi yok. Daha da ötesi kuvvetle muhtemel hiç olmayacak ama eğer varolduğumuza eminsek, düşünce ufkumuzun çok uzaklarında son bulan evrende varolduğumuzu duyurmak zorundayız, bu bizim kendi zekamıza karşı olan saygımızın gereğidir. Yaratıcı veya Varedici bir makro zekanın kimliği hakkında birşey söylememiz mümkün değil. Ancak neden varolduğumuzun bilincine ulaşabilirsek belki önemsenebiliriz, bu bir toplumun içindeki üstün bireylerin farklı olmalarına benzetilebilir, onlara kızsak dahi gerekliliklerinden vazgeçemeyiz.
       Yüzyıllar boyunca, dini ve bilimi birbirinden ayıran kalın duvarlar oluşturarak doğru bir iş yaptığımızı sandık ama şimdi ikisinin buluştuğu ve birleşmelerinin gerekli olduğu bir noktadayız. Bu durağın adı, Gerçeklilikötesi yani Metarealizm, Yeni Çağ'ın yeni kavramlarından birisi de bu. Fransız Akademisi Üyesi Felsefeci Jean Guitton'un, Grichka ve Igor Bogdanov adlarındaki iki meslekdaşıyla hazırladığı gerçekten okunması şart olan bir Metarealizm anlatısı var; "Dieu et La Science-vers Le Métaréalisme - Tanrı ve Bilim".. Oradan bir alıntıyla söze nokta koyalım;
       ".. Evrenin bilgi üretmek ve bu bilgiyi salmak olan gerekliliği vardır.. bu bilgiyi evrenin kendisini aşkın olan bir sonsuz Varlık'dan başka hangi kendilik elinde bulunduracaktır?.. Evrenin uzun vadede yazgısı önceden kestirilebilir mi? En azından, henüz değil..
       .. Dinin Tanrı adını verdiği bu Varlığın çok yakınına yaklaşmış bulunuyoruz.. bunu şiddetle öneren üç bilimsel saptama üzerinde durabiliriz.. ılk saptama; Evren bize sonlu, kendi üstüne kapalı gibi görünüyor, onu içinde herşeyin bulunduğu bir sabun köpüğüne benzetirsek bu köpüğün çevresinde ne vardır, dışı neden yapılmıştır? Uzayın dışında bir uzayın varolduğu düşünülemez, fizik açısından böyle bir dış olmaz. Öyleyse, EVRENıMıZıN ÖTESıNDE, ÇOK DAHA KARMAŞIK "BıR ŞEY"ıN VAROLDUĞUNU ileri sürebiliriz.. ıkinci soru; Eğer kuantumlar kuramı bize olası yorumun gerçekliği kanıtlayan tek yorum olduğunu tanıtladıysa, bundan anlaşılır ki, kararsız bir doğa karşısında evrenin dışında nedenler uyumunun bir nedeni vardır, öyleyse BU EVRENDEN AYRI, AYRIMCI BıR ZEKANIN varolması gerekir.. Üçüncü saptamamız ınsan ilkesidir.. Evren kurulmuş ve düzenlenmiş gözüküyor.. hesaplanabilir normlar söz konusudur.. Ve Kozmos bir düzen imgesini düşündürdüğüne göre, bu düzen bizi kendisinin DIŞINDA OLAN BıR NEDENıN ve SONUCUN bulunduğu düşüncesine doğru götürüyor..
 
Kozmik şifre kendini mi saklıyor?
       .. evreni gizli şifre ile verilmiş bir mesaj, tam da çözmeye başladığımız bir hiyeroglif gibi düşünebiliriz. Peki ama bu mesaj neyi içeriyor?.. önce madde sonra enerji, en sonunda da bilgi, ötede başka birşey varmı? Evrenin bir gizli mesaj olduğunu düşüncesini kabul edersek, bu mesajı kim yazmıştır? Bu kozmik şifrenin gizi bize yazarı tarafından zorla benimsetildiyse, şifreyi çözme girişimlerimiz, içinde bu yazarın kendisi hakkındaki bilgiyi yinelediği bir tür örgü, bir tür gitgide kendini daha net gösteren ayna oluşturmuyor mu?.."
        Sufi Okulu bize; "O, bilinmek istedi ve kendinden varetti.." diyor. Gerek Guitton, gerekse de Sufizm aynı kavşakta sanki buluşmuşlar, bugün bunun keyfi dinsel ve etnik kaygıların ötesinde yaşanabilir. Ama neden söz ettiğimizi bireysellik ötesinde kitle olarak hala anlamıyor ve bilmiyoruz..
        Ve içimizdeki bir ses diyor ki? "Geri dönelim, inancımızı başladığı andan düşünüp tekrar yaşayalım.." Sanki alçı bir temelin üzerine, tonlarca çelikten oluşan bir yapı inşa etmiş gibiyiz. Ve, bina çökebilir hem de her an.. Şimdi lüften beyin bilgisayarınıza silme ve yeniden başla komutunu verirmisiniz?
 
 
 M. Ata Nirun
 
 
 

film izle

tşk ler

film izlefilm izle
islami sohbet islami sohbet
film izlefilm izle
mirc mirc
erotik film izle erotik film izle
film izle film izle
erotik film izle erotik film izle

saolun

film izle film izle
erotik film izle erotik film izle
film izle film izle
film izle film izle
film izle film izle
film izle film izle

saol

çok güzel bir çalışma saolun alışveriş